1 saatte nasıl doğurdum?

İddia ediyorum böyle bir doğum hikayesi dinlemediniz.

Malum rahimağzı açıklığı ve üstüne preeklampsi yüzünden aylarca yattım. 2 günde bir gidip tahlil yaptırıyordum. En son yaptırdığım testlerde idrarda protein çıktı. Doktorum ek olarak Preelampsi Risk Testi yaptırmamı istedi. Testin sonucunda da  risk yüksek çıktığı için doktorum Pazar günü akşamı hastaneye yatış yapmamı, doğumu başlatacağını söyledi. O gün bana “sen normal istiyorsun değil mi?” diye sordu. Doğumu hiç konuşmuyorduk ama ben kontrole her gittiğimde normal doğuma müsait miyim? Bebek aşağı dönmüş mü? gibi sorular soruyordum. Çünkü sezaryen doğumdan deli gibi korkuyordum. Bana göre normal doğum yapanlara değil, o ameliyat masasına yatan kadınlara gıpta ile bakılmalı.

Pazar günü annem, Yonca, Onur, ben hastaneye gittik. Ben dahil hiçbirimiz ne olacağını bilmiyorduk. Odaya geçtik, eşyaları yerleştirdik. Nöbetçi doktor geldi ki o da bizim doktorun ekibindendi. Muayene etti, rahimden bir ilaç yaptı. Bir sonrakini de gece 3’te yapacağını söyledi gitti. Hiç ağrı, sızı hissetmiyorum, aksine heyecandan olduğunu düşündüğüm bir enerji gelmişti. Annem, yonca, ben hastanede; bahçe, oda, bebek odası  dönüp duruyorduk. Küçük dayım geldi, onuna sohbet ettik. Annemin beli tuttuğu için acile gidip iğne bile yaptırdık. Saat 2.00 gibi odaya bir koltuk daha istedik hep birlikte yattık. Herkes uyudu ama benim gözüme uyku girmedi tabii. Doktor geldi 2. ilacı yaptı. rahim açıklığı 3,5 cm olmuş. 4,5 cm’de epidural yapıyorlarmış. Ben sabaha kadar dönüp durdum, gözüme uyku girmedi.

Sabah doktorum geldi. Yatakları görünce; “burası tabur gibi olmuş” dedi. Bizimkiler kıpırdandılar ama kalkmadılar. Ben tekrar muayene edip, gidecek diye beklerken uzun plastik bir alet ile keseyi patlattı. İşlem sırasında ağrıdan çok baskı hissettim. Bir de baskıdan dolayı pırt yaptığım için utançtan morarmış olabilirim. Yatak, üstüm başım su içinde kaldı. Hemen yatağı temizlediler. Bu sırada biraz sancım vardı.  Odanın içinde dolaşmaya başladım. Yatak temizlendikten sonra suni sancı verildi ve kasılmaları takip edebilmek için hemşireler NST  taktılar. bu arada Yonca akşam bizimle kalmıştı. ” oo senin daha en az 8 saatin var. Ben Lila’yı okula göndereyim hemen geleceğim” dedi. Yonca giderken saat 08:30’du.  NST’yi taktıktan 10 dakika sonra biraz daha sancım arttı. Bir süre bekledikten sonra Onur ve anneme hemşireyi çağırmalarını söyledim. Hemşire geldi “yok yok bu göstergenin pick yapması lazım” dedi gitti. Hemşire gittikten 5 dakika sonra sancılarım daha da artmıştı; “Çağırın çağırın hemşireyi epidural yapsınlar” diyor başka bir şey demiyordum. Hemşire geldi, epidural uzmanı çok yoğun olduğu için beni sedyeyle onun yanına aşağı kata götüreceklerini söyledi. Sedyeyle daha kapıdan çıktık ki ben acıyla sedyenin tepesinde oturdum. O an hemşirenin gözünde ” ah yandık bu daha şimdiden böyle yapıyorsa bu doğum bitmez” dediğini okudum resmen.  Hemşire ” böyle götüremeyiz sizi uzanmanız gerekiyor “dedi. “tamam tamam” deyip, uzandım sedyeye ama iki adım gidiyoruz ben yine ayaklanıyordum ve sedye zınk diye duruyordu. Odamın olduğu katın asansörüne gelmiştik ama asansör bozuk olduğu için çalışmıyordu. Ben sedyede uzanmaya çalışıyordum hemşireler, annem, doktorumun asistanı koştur koştur diğer asansöre sürüyorlardı beni. Asansöre bindiğimizde yine sedyede kalktım dayanamıyorum diye hemşire ” tamam dur muayene edeceğim” dedi. Bakmasıyla birlikte “doğum başlamış, doğumhaneye çıkalım” dedi. Sinem doktor Bülent Hoca’yı aradı ama sezeryanda olduğu için konuşamadı. “Onlar doğumhaneye çıkıyoruz” diyor. “Ben epidural istiyorum” diyordum.  Bir taraftan Sinem doktor ” ıkınma” diyordu. Sonunda ben galip geldim ve epidural uzamanın yanına gitmeye karar verildi. Benim sedyenin üzerinde dört dönmem ve çığlıklarım eşliğinde hastanenin koridorlarında sedye sürükleniyor, etraftaki insanlar beni göstererek gülüyordu. Tam bir amerikan filmi sahnesinin içindeydim.

Epidural uzmanının yanına gelmiştik sonunda ama adam bana kıpırdama dur diyor ben duramıyordum. Bir de okuduklarıma göre birinin önüme geçmesi ve benim ona sarılarak durmam gerekiyordu ama kimse yanaşmıyordu. Bu sırada saçlarım açıktı ve tam anlamıyla dağılmıştım. Sinem doktor eldivenin lastiğini kesip onunla saçlarımı topladı. Baktım kimse önüme geçmiyor “bir yastık verin ona sarılayım bari” dedim. Yastığa sarıldım, işlem yapıldı. Annemin gözlerindeki endişe hala gözlerimin önünde. Ben sedyede kıvranırken eli elimde sürekli benimle konuştu. Bu arada sonradan öğrendim ki meğer boşu boşuna inmişim oraya. Doğum başladığı için küçük bir doz yapılmış. Psikolojik olarak rahatlamıştım ama sancılar devam ediyordu. Asansörde  ellerimi bacaklarımın arasına almış sanki çıkmasını engelleyecek gibi tutuyordum. Sinem doktor “ne yapıyorsun?” diye sordu. Geliyor geliyor diye çığlık atıyordum. “Ikınma burada doğuracaksın” dedi. Artık dayanma gücüm kalmamıştı hala asansördeydik. ” doğurayım ne olacak doktor yanımda değil mi?” dedim. Güç bela doğumhanenin önüne geldik. Doğumhane geçici olarak benim odamın yanına taşınmıştı. Beni doğumhaneye aldılar. Annem yanımdan ayrıldı, onur geldi.

Heyecandan kendime hakim olamıyordum. Doktorumun gelmesiyle Alp dışarı çıkmıştı. Saat tam 09:31’di. Ağlıyordu miniğim. Erken doğduğu için doktorum başta bana vermek istemedi ama Sinem doktor göğsüne istiyor deyince mucizemi kucağıma verdi Bülent Hoca. Kucağıma gelir gelmez Alpinom sustu ve ben o an nefes aldım, sanki daha önce hiç nefes almamıştım. Tekrar doğmuştum.  Ağlıyordum, gözyaşlarıma hakim olamıyordum. Yıllardır beklediğim mucize kollarımdaydı, Onur da bu mucizeye şahit olmuş o da başımızda ağlıyordu. Alpinomu benden aldılar, yanımda muayene ettiler. Durmadan iyi mi iyi mi diye tekrarlıyordum. Pembe bir battaniyeye sarıp götürdüler. Bunu da sonra öğrendim ki prematüre doğan bebekler pembe battaniyeye sarılıyormuş. Alp de borderline prematüre doğduğu için bu prosedür uygulanmış.

Alp gittikten sonra Bülent Hoca “başka bir doktor olsaydı seni çoktan ameliyat masasına yatırmıştı, hadi hayırlı olsun” dedi. Bin defa falan teşekkür ettim sanırım. Gerçekten çok sıkı takip ederek son ana kadar bekledi. Son kontrolümde daha test sonucu gelmeden yüzümün gözümün şişliğinden gelecek testin sonucundan emindi. Sonra Sinem doktor yanıma geldi  ve “girdiğim en eğlenceli doğumdu” dedi. Her şey bir saat içinde olmuştu; çektiğim sancı, epidural için hastane içinde koşturmaca ve doğum.

Odaya gittiğimde alp beni bekliyordu, yonca da gelmişti ve inanamıyordu. Bana 8 saat sürer diyerek gitmişti ve o gelene kadar ben doğurmuştum bile. Emzirmem için Alp’i kucağıma verdiler. Allahım bu nasıl bir koku; cennette gibiydim…

 

Ben göğsümü uzatacağım ve alp hemen mememi alıp emecek zannediyordum ki hiçbir şey beklediğimiz gibi olmuyormuş. Bunu da bir sonraki yazımda anlatacağım.

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir